Aydın Kuşadası’nda mahkeme kararıyla tahliye edilen bir kiracı, mülk sahibinin başkasına kiraladığı iş yerini hafriyat firmasından tuttuğu iş makinesiyle yıkmaya çalıştı.İzmir’de ikamet eden Murat Ergeç, yıkımın yapıldığını komşular sayesinde öğrenmesi üzerine polisi arayarak şikayette bulundu.Polis Ekipleri tarafından,eski kiracı M.A. ile hafriyat firması sahibi T.D’yi gözaltına aldı.Olayla ilgili düşüncelerini ifade eden Ergeç;’Restoran yerini 20 gün önce bir başkasına kiraya verdim. Kiracı orada hazırlıklar ve tadilatlarla uğraşırken, eski kiracım M.A. beni arayarak, ‘bana sormadan nasıl kiraya verirsin’ dedi.Bir firmayla anlaşıp, evi yıkmaya gelmiş. Binada yıkım başladıktan sonra komşular beni aradı. İnanamadım. Kadınlar Denizi Polis Merkezi’ni aradım. Polis müdahale edinceye kadar binanın önemli bir bölümünü yıkmışlar.Bu nasıl bir cüret Polis az daha geç kalsa binayı tamamen yıkacaklarmış. Bu nasıl bir cesaret. Şoktayım. Evde büyük zarar var. Kiracım vazgeçti. Bunun hesabını kimden soracağım?’
TSK’yı zora sokacak ‘gay’ belgeseli!!!
“Homoseksüel olduğunu kanıtlamak küçük düşürücü sıkıntı çektiren bir iş” diyen BBC, Türk ordusunun gaylerden talep ettiği iddia edilen kanıtlara da vurgu yaparak, bir gayden, “kadın gibi giyinerek çektirdiği bir fotoğraf” başka bir gayden ise, “bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği bir fotoğraf” istendiğini kaydetti.
İngiliz yayın kuruluşu BBC World’de çeşitli gün ve saatlerde yayınlanacak olan Emre Azizlerli’nin çektiği Türk ordusu ve gayleri konu alan “Pembe Teskere” (The Pink Certificate) adlı belgesele ilişkin, Türk erkekleri için askerlik hizmetinin zorunlu olduğunu belirtilerek, “Türk erkekleri sadece hasta, engelli ya da homoseksüel olduklarında zorunlu askerlikten kaçabilirler. Ancak homoseksüel olduğunu kanıtlamak küçük düşürücü sıkıntı çektiren bir iş” diye yazdı. Haberde, Türk ordusuna gay olduğunu söyleyen ve diğer askere alınanlarla birlikte sağlık taramasından geçirilen, gerçek ismi gizlenen 20 yaşındaki “Ahmet” adını verdikleri gencin, “Bana futboldan hoşlanıp hoşlanmadığı mı, kadın kıyafetleri giyip giymediğimi ya da kadın parfümü kullanıp kullanmadığı mı sordular” ifadelerine yer verildi.
“TÜRK ORDUSU KADIN ELBİSELİ BİR FOTOĞRAF İSTEDİ”
Daha sonra aynı gençten “kadın gibi giyinerek çektirdiği bir fotoğrafının” istendiğini belirten BBC, gencin, “Bu talebi reddettim. Ancak kabul ettikleri başka bir öneri sundum” sözlerini yansıtarak gencin, Türk ordusuna başka bir erkekle öpüştüğü bir fotoğrafını verdiğini kaydetti. Gencin kendisine homoseksüel olduğunu açıklayan “Pembe Tezkere” verilmesini umut ettiği iddiasında bulunan BBC, “Yıllar geçtikçe gay hayatı Türkiye’nin büyük şehirlerinde daha görünür olmaya başladı. İstanbul’da gay müşteriler için kafe ve kulüpler açılıyor ve Müslüman dünyasında tek olan, geçen yaz düzenlenen ‘Gay Gurur Yürüyüşü’ne şimdiye kadar en geniş katılım sağlandı” diye yazarak şöyle devam etti:
“Ancak Türkiye’de homoseksüellere karşı özel bir yasa olmasa da, gay olduğunu saklamayanlar orduda hoş karşılanmıyor. Aynı zamanda askerlik hizmetinden kaçınmak için homoseksüel olduklarını kanıtlamak zorundalar.”
BBC, “Gökhan” adını verdikleri başka bir gencin ise, kendisinden “açık bir şekilde bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği yüzlerin belirgin olduğu bir fotoğraf istendiği ve fotoğrafta kendisinin pasif partner olarak görünmek zorunda olduğu” sözlerine yer verdi. Haberde, Gökhan’ın sunduğu fotoğrafların doktorlar tarafından tatmin edici bulunduğu ve Gökhan’a “Pembe Teskere” verildiği ve Gökhan’ın askeri hizmetten muaf tutulduğu belirtildi.
“GAY ERKEKLER DİSİPLİN PROBLEMLERİ YARATIYOR”
BBC, Türk Ordusu’nun röportaj teklifini reddettiğini ancak Emekli General Armağan Kuloğlu’nun yorum yapmayı kabul ederek, ordudaki açık homoseksüel erkeklerin “disiplin problemleri” yaratacağı, aynı zamanda ayrı yatakhane, duş, eğitim alanlarının ayrı olmasını gerekli kılacağını söylediğini ileri sürdü. ABD ordusunda son zamanlarda vazgeçilen “sormuyoruz sende söylemiyorsun” politikasının bir yansıması olarak, eğer erkekler homoseksüel olduklarını saklarlarsa askerlik görevlerini yapabileceklerini söyleyen Kuloğlu’nun, “Ancak biri gelip de gay olduğunu söylediğinde ordunun bu kişinin gerçekten gay olduğundan ve zorunlu askerlikten kaçmak için yalan söylemediğinden emin olması gerekiyor” dediği belirtildi.
Haberde, Türk ordusu hastanelerinin hala Amerikan Psikiyatri Derneği’nin 1968′den kalma belgelerini kendilerine rehber alarak homoseksüelliği bir hastalık olarak tanımladığı iddiasında bulunularak şu görüşleri ileri sürdü:
“Türkiye’de bazı kişiler kızgınlıkla gaylarin aslında şanslı olduğunu söylüyor. Askerlik hizmetini yapmamak için en azından bir seçenekleri var. Aylarını kışlalarda harcamak zorunda değiller ya da Kürt militanlarına karşı savaşmayla karşı karşıya kalmayacaklar. Ancak, gay olduğunu saklamayan erkekler için hayat kolay olmaktan çok uzak olabilir. Türkiye’de iş başvurularında askerlik görevi sorusu çok olağan.”
Kaynak : güncelhaber
Ogün Samast 10 Yıl Sonra Ceza evinden Çıkacak
Hrant Dink’in Katili Ogün Samast hapis süresinin 2/3 ünü yatacak. Buna göre, Samast aldığı 22 yıl 10 hapis cezasının yaklaşık 15 yılını hapishanede geçirecek. Tutukluluk dönemi 20 Ocak 2007′de başlayan Samast, 5 yıl 2 aydır cezaevinde tutuklu bulunuyor. Tutuklu bulunduğu zaman düşürüldüğünde 1990 doğumlu olan Ogün 10 yıl sonra yani 32 yaşında ceza evinden çıkacak.İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi de Samast’ı, ”Hrant Dink’i tasarlayarak” öldürmekten dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını uygun buldu. Olay günü 16 yaşını bitirmiş, 17 yaşını tamamlamamış olduğunu belirten mahkeme heyeti, Samast’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında üçte bir oranında indirim yaparak 21 yıl 6 ay hapis cezasına indirmişti. Samast’ı ”ruhsatsız silah taşımak” suçundan da 2 yıl hapis ve 900 TL adli para cezasına mahkum eden mahkeme heyeti, olay tarihindeki yaşını göz önüne alarak bu cezayı da 1 yıl 4 ay hapis ve 600 TL adli para cezasına çevirmişti. Kaynak;AA
Gaziantep’te Soba Faciası: 4 Ölü
Gaziantep‘te çocuklar üşümesin diye yakılan sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen 4 kişi hayatını kaybetti.
Gaziantep‘te çocuklar üşümesin diye yakılan sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen 4 kişi hayatını kaybetti. 2′si çocuk 4 kişiyi sobaya kurban veren ailenin feryatları yürek dağladı.
Edinilen bilgiye göre 8 Şubat Mahallesi’nde Çakır ailesi akşam saatlerinde oturma odasında sobayı yaktıktan sonra uykuya daldı. Oturma odasında soba yakıldıktan sonra baba Hacı Çakır ve anne Dursun Çakır uyumak için odalarına çekildi. Gece rüzgarın etkisiyle birlikte karbonmonoksit gazı sızdıran soba bir aileyi yıktı. İçerde uyuyan Hasan Çakır (19), ablası Zehila Çakır (20) kardeşleri İpek Çakır (15) ve bu üç kişinin kuzeni Muhammet Yaşar Çakır (6) sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendi.
Sabah saatlerinde uyanan baba Hacı Çakır büyük oğlunu uyandırmak için içeri girmek istedi. Ancak 3 çocuğu ve torunundan ses alamayan Hacı Çakır içeri girdi. Korkunç manzara ile karşılaşan baba Hacı Çakır dışarı çıkarak komşularından yardım istedi. Bu sırada haber verilen sağlık ekipleri olay yerine gelerek içerde bulunanların yaşayıp yaşamadığını kontrol etti. Yapılan kontroller sırasında 3 kardeşin öldüğünü tespit eden sağlık ekipleri son nefesini veren 6 yaşındaki Muhammet için seferber oldu. Çocuğu evden
çıkararak Şehitkamil Devlet Hastanesi’ne götüren sağlık ekiplerinin büyük çabaları sonuçsuz kalınca Muhammet’in de hastanede hayatını kaybettiği anlaşıldı.
Bu sırada olayı duyarak mahalleye akın eden Çakır ailesinin yakınlarının feryatları yürek dağladı. Sobaya 4 kurban veren aile gözyaşları içinde feryat etti. Tarifi imkansız olan acı bütün mahalleliyi gözyaşlarına boğdu. Bu sırada ölen çocukların sinir krizi geçiren bazı yakınları için olay yerine ambulans çağırıldı. Gelen sağlık ekipleri fenalık geçirenlere ilk müdahaleyi ambulansta yaparak sakinleştirici iğne yaptı. İçeri girmek isteyenleri ise polis güçlükle durdurdu. Daha sonra olay yerine gelen iki ayrı cenaze aracından 3 tabut indirildi. Tabutlara yüklenen 3 kardeşin cansız bedeni otopsi için Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Öte yandan Şehitkamil Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Muhammet Yaşar Çakır ise otopsi için Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Olay yerine gelen polis ekipleri ise evde ve çatıda incelemelerde bulundu. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
KAYNAK: Fox haber
Meşrubat, Kalp Düşmanı Çıktı!!!
ABD’de yapılan bir araştırmada günde bir kutu meşrubatın, kalp hastalıkları riskini yüzde 20 artırdığı tespit edild
Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) yapılan bir araştırmada, günde bir kutu meşrubat içmenin kalp ve damar hastalıkları riskini yüzde 20 artırdığı tespit edildi.
Harvard Üniversitesi tarafından 40 ila 75 yaşlarındaki 43 bin erkek üzerinde yapılan ve Circulation adlı Amerikan tıp dergisinde yayımlanan araştırmada, günde bir teneke kutu, şeker katkılı içecek veya meşrubat tüketmenin, kalp ve damar hastalıkları riskini, hiç içmeyen ya da çok daha az içene göre yüzde 20 artırdığı belirtildi.
Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Fakültesi Gıda ve Salgın Hastalıklar Bölümü Profesörü Dr. Frank Hu, araştırmanın, şeker katkılı içecekleri düzenli olarak tüketmenin kalp ve damar sağlığı açısından zararlı olduğunu düşündüren diğer araştırmalarla örtüştüğünü belirterek “Sonuçlar, hastalarda ve özellikle toplumun tümünde şeker katkılı içeceklerin tüketiminin büyük ölçüde azaltılması gerektiğini göstermekte” diye konuştu.
Günde bir litrenin üçte biri kadar meşrubat tüketenlerde kalp ve damar hastalığı riski artışının, bu hastalıkların gelişme olasılığını çoğaltan sigara, hareketsizlik, alkol ve genetik unsurlar gibi faktörlerle daha da tehlikeli hale geleceğine işaret eden hekimler, araştırmalarına göre bu riskin, haftada sadece iki kutu ya da daha az şeker katkılı içecek tüketenlerde artış göstermediğini belirtti.
Haber-kaynak: haber.com
Bakandan İstanbul’a konut müjdesi!!!!
Afet Dönüşüm Yasası’nın canlar kurtaracağını söyleyen Bakan Bayraktar, “1.5 milyonu İstanbul’da olmak üzere 7 milyon konut yapılacak” dedi
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, afet dönüşümünde sivil toplum kuruluşlarının aklına ve desteğine ihtiyaç duyduklarını, Afet Dönüşüm Yasası’nın cankurtaran bir yasa olduğunu, ana görevlerinin Türkiye’yi salaş yapılardan kurtarmak olduğunu bildirdi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Bakan Bayraktar, afet dönüşümünde fikirlerine başvurmak amacıyla AKUT Başkanı Nasuh Mahruki ile bir araya geldi. Bakan Erdoğan Bayraktar ,görüşme sırasında yaptığı açıklamada 1.5 milyonu İstanbul’da olmak üzere ülke çapında 7 milyon konut yapılacağını, bu sayede muazzam bir istihdam oluşacağını vurguladı.
BİLİMSEL HEYET KURULACAK
Ana görevlerinin Türkiye’yi salaş yapılardan kurtarmak olduğunu belirten Bayraktar, bu süreçte AKUT gibi başarılı sivil toplum kuruluşlarının aklından ve desteğinden faydalanmak gerektiğinin altını çizdi. Afet riski altındaki alanların dönüşümüne dair yasanın cankurtaran bir yasa olduğuna dikkat çeken Bayraktar, “Bilimsel bir heyet kurulacak ve bu heyetin sakat dediği binalar yıkılacak” dedi.
Kaynak : GüncelHaber.net
Şehit Annesi Yürekleri Parçaladı
İstanbul’da nöbeti başında şehit olan Onbaşı Kemal Yamaner (21) gözyaşları arasında Bolu’da defnedildi. Cenaze evin önünden alındığı sırada anne Şengül Yamaner, oğlunun tabutuna sarılıp “gitme oğlum” diye hıçkıra hıçkıra ağladı.Şehit asker Kemal Yamaner’in kardeşi Kadir Yamaner (15) cenazeye abisinin askeri kıyafetleriyle katıldı. Tören boyunca hiç gözyaşı dökmeyen ve dik duran küçük kardeş, tören öncesi abisinin tabutu başına gelerek asker selamı verdi. Kadir Yamaner’in ağabeyine son görevi sırasında gözyaşlarını tutmaya daha fazla dayanamadı. Şehit askerin cenazesi araca götürülürken, küçük kardeşi askerlerle birlikte uygun adım yürüdü. Şehit asker kılınan cenaze namazının ardından Şehitler Mezarlığı’na defnedildi. Kaynak;İha
Şeker Hastası Olmamak İçin Uzak Durulması Gerekenler?
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, nişasta ve beyaz un oranı yüksek ekmeklerin yenmesiyle şeker hastalığına ve obeziteye yakalanma oranının hızlandırdığını, ”Yeni hazırladığımız Ekmek Unlu Mamuller Tebliği’nde, ekmek satış yerinde normal satışa sunulan ekmeklere ilaveten, tam buğday ekmeğinin satılması mecburiyetini de getiriyoruz” dedi.Bakan Eker, sağlık açısından ekmeğe katılan tuz miktarını da yaklaşık %25 oranında azalttıklarını belirterek, şunları ifade etti:”Ekmekte tuz miktarı daha az, kepek miktarı daha fazla olacak, böyle bir düzenleme yaptık. Mutlaka ekmek satış noktalarında’ tam buğday ekmeği’ dediğimiz, içinden hiçbir şey alınmamış, 100 gram buğdayın 95 gramı un olacak şekilde, undan yapılan ekmekler de satışta bulunacak. Bu, tam buğday ekmeğinin tüketimini artıracak,teşvik edecek bir adım ve düzenleme son derece önemli. Günümüzde nişasta, beyaz un oranı yüksek ekmeklerin tüketilmesiyle şehirlerde şeker hastalığına, obeziteye kapı aralanıyor. Bunun önüne geçmek için de böyle bir düzenleme yaptık.” Kaynak;AA
Üniversite adaylarına kötü haber!!!
Artık üniversiteye giriş sınavında, öğrencilerin puanına okullarının genel başarısı etki etmeyecek, kişisel başarıları üzerinden puanları hesaplanacak. 12 yıl kesintili eğitime ilişkin yasa teklifi yasalaşırsa…
Ancak bu yeni karar 2012′de yapılacak sınavda uygulanmayacak. Çünkü o sınavın kılavuzu ÖSYM tarafından aylar önce yayınlandı. Bu yüzden düzenleme 2013 yılından itibaren geçerli olacak.
Üniversiteye girişte uygulanan puan hesaplamasında daha önce öğrencilerin ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı da esas alınıyordu…
Yani hem okulda kendi başarıları, hem de okullarının ortalama başarı durumu sınavlarını etkiliyordu. İşte bu uygulama kaldırıldı…
FEN VE ANADOLU LİSELERİ DEZAVANTAJLI
Ancak puanlamada yapılan bu değişiklik, eğitim çevrelerince eleştiriliyor. Fen Lisesi, Anadolu Lisesi gibi okullarda okuyan öğrencilerin dezavantajlı duruma geçeceği kaygısıyla.
Bu kaygının gerekçesi, iyi öğrencilerin toplandığı okullarda öğrencilerin ders notunu yükseltmesinin daha zor olması…
Eğitim çevreleri, geçmişte de ağırlıklı ortaöğretim başarı puanın uygulanmadığı dönemleri hatırlatıyor; o dönemlerde öğrencilerin, sınav puanlarına olumsuz yansımasın diye lise son sınıfta Fen lisesinden, Anadolu lisesinden düz liseye yatay geçiş yapmaya çalıştığını anımsatıyorlar.
DÜZ LİSEYE GEÇİŞ RİSKİ
İşte kaygı, o dönemlere tekrar dönülmesi, okul başarısı yüksek olduğu için kişisel başarının geride kaldığı okullardan, Fen liselerinden, Anadolu liselerinden, düz liselere lise son sınıfta yatay geçiş taleplerinin yeniden başlaması.
Ama öğrencinin okulda gösterdiği kişisel başarının sınava etkisinde de değişikliğe gidildi.
Üniversite adaylarının okulda gösterdiği başarı, sınavına en az 30, en fazla 60 puan ek getirecek.
Önceki sistemde okuldaki başarı sınava en az 12 puan olarak yansıyordu. Yani bu değişiklik ile okulda başarısız olan öğrencilere avantaj getirilmiş oldu
Tuncelililer şerefsiz Aleviler sapık!!!!!!
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, “Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i, eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı şekilde mücadele etmeye, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum” dedi. Erdemir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Taylan öğretmenin, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl’de bir dershanede çalışmak üzere sözleşme imzaladığını, öğretmenin ‘Alevi olması’ dolayasıyla çalıştığı sürece öğretmenler, dershane yöneticilerinin nefret söylemi, ayrımcı davranışlarına maruz kaldığını savundu.
Erdemir, Taylan öğretmenin, yaşadıkları nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet dilekçesi gönderdiğini, müdürlüğün dersane şubesine kınama cezası verdiğini, İnegöl savcılığına yapılan suç duyurusunun ise ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararıyla sonuçlandığını, karara itiraza ise henüz yanıt gelmediğini anlattı.
ÖZÜR VE TAZMİNAT
Dershanenin genel merkezi ve İnegöl şubesinin, olayın basına yansıması nedeniyle öğretmene 5′er bin liralık iki ayrı tazminat davası açtığını belirten Erdemir, dershanenin Taylan öğretmenden özür dilemesi ve tazminat davasını geri çekmesini istedi.
Erdemir, ‘Artık Türkiye’de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i, eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı şekilde mücadele etmeye, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil, eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun’ diye konuştu.
Erdemir, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkaran kanun teklifine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, gelişmiş ülkelerde eğitimin niceliği değil niteliğinin tartışıldığını söyledi. Erdemir, ‘Türkiye’de de gönül isterdi ki eğitimin içeriğini tartışalım. Ama ne yazık ki hiçbir ön hazırlık yapmadan, katılımcı demokrasi adımları atmadan, bir çırpıda eğitim sistemini yaz boz tahtasına çeviriyoruz‘ dedi.
OLAYI TEK TEK ANLATTI
Taylan Öğretmen, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl Kültür Dershanesi’nde çalışmak üzere bir yıllık sözleşme imzalar. Alevi olması nedeniyle çalıştığı süre boyunca gerek öğretmenler gerekse dershane yöneticilerinin nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlarına maruz kalır. Örneğin bir öğretmen kendisine “Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Kürt oldukları için isyan ediyorlar” der. Bir başka öğretmen ise “Alevi ve Şiilerin hepsi sapık” der. Bir müdür yardımcısı ise Taylan Öğretmen’in çok başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını ve diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini belirtir. Biliyorum ki tüm bu yaşananlar nefret söylemini siyasetin bir aracı yapan ve kindar nesil yetiştirme çabası içinde olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan ise mağdur bir öğretmenin hakkını arama sürecinde başına gelenlerdir.
KINAMA VERİLDİ AMA
Taylan Öğretmen, haklarının bilincinde olan her sorumlu yurttaşın yapması gerekeni yapar ve inancı dolayısıyla maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve ötekileştirme nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi gönderir. Yapılan incelemeler sonucunda, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce dershane şubesine ‘KINAMA’ cezası verilir. İnegöl Savcılığı’na yapılan suç duyurusu ise ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı’ kararıyla sonuçlanır. Bu karara 5 Eylül 2011′de yapılan itiraza ise Yalova Ağır Ceza Mahkemesi henüz yanıt vermemiştir.
MAĞDURLAŞTIRMA
Dershanenin Genel Merkezi ve İnegöl Şubesi olayın basına yansımasını gerekçe göstererek Taylan Öğretmen’e 5′er bin liralık iki ayrı tazminat davası açmıştır. Bu tazminat davalarının Taylan Öğretmeni sindirmek ve davadan vazgeçmesini sağlamak amacıyla açılmış olduğu kuşkusu uyanmaktadır. Tazminat davaları, hakkını ve hukukunu meşru yollarla savunan Taylan Öğretmeni sistematik bir mağdurlaştırma süreciyle karşı karşıya bırakmaktadır. “Mağdurlaştırma”, insan hakları literatüründe “bir kişinin ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle yaptığı şikâyet sonucunda kötü bir davranışla karşılaşması veya farklı muamele görmesi” olarak tanımlanmaktadır. Artık Türkiye’de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Toplum olarak takdir etmemiz gereken yürekli yurttaşlar, nefret ve ayrımcılık karşısında susmadıkları için mağdur edilmektedir.
Yaşanan bu ibret verici gelişmeler sonrasında sizlerin huzurunda şu üç davette bulunmak istiyorum.
Kültür Dershanesi Genel Merkezi’ni ve İnegöl şubesini Taylan Öğretmen’den özür dilemeye ve tazminat davalarını geri çekmeye davet ediyorum. Maddi güçlükler içinde bulunan mağdur bir öğretmenin 10.000 lirasını almak bir eğitim kurumuna yakışmaz. Unutmasınlar ki ağlayanın malından kimseye hayır gelmez. Atalarımızın dediği gibi:
“Alma mazlumun ahını, gökten indirir şahini”.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer’i eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmeye ve gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun.
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı nefreti ve ayrımcılığı körükleyecek eylem ve söylemlerden uzak durmaya, sekiz yıldır sürüncemede kalan Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu’nu ve Ulusal İnsan Hakları Kurumu’nu hayata geçirmeye ve Nefret Suçları Yasası’nı bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirmeye davet ediyorum.
Nazım’ın da dediği gibi: “Bu davet bizim! Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim!”