ZirveChat Com Sesli chat sesli sohbet görüntülü chat

ZirveChat Goruntulu Chat Sitesi

TSK’yı zora sokacak ‘gay’ belgeseli!!!

BBC, “Pembe Teskere” adlı belgeselde Türk ordusunun, eşcinselleri gay olduklarını ispatlamaya zorladığı belirtildi.

 “Homoseksüel olduğunu kanıtlamak küçük düşürücü sıkıntı çektiren bir iş” diyen BBC, Türk ordusunun gaylerden talep ettiği iddia edilen kanıtlara da vurgu yaparak, bir gayden, “kadın gibi giyinerek çektirdiği bir fotoğraf” başka bir gayden ise, “bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği bir fotoğraf” istendiğini kaydetti.

İngiliz yayın kuruluşu BBC World’de çeşitli gün ve saatlerde yayınlanacak olan Emre Azizlerli’nin çektiği Türk ordusu ve gayleri konu alan “Pembe Teskere” (The Pink Certificate) adlı belgesele ilişkin, Türk erkekleri için askerlik hizmetinin zorunlu olduğunu belirtilerek, “Türk erkekleri sadece hasta, engelli ya da homoseksüel olduklarında zorunlu askerlikten kaçabilirler. Ancak homoseksüel olduğunu kanıtlamak küçük düşürücü sıkıntı çektiren bir iş” diye yazdı. Haberde, Türk ordusuna gay olduğunu söyleyen ve diğer askere alınanlarla birlikte sağlık taramasından geçirilen, gerçek ismi gizlenen 20 yaşındaki “Ahmet” adını verdikleri gencin, “Bana futboldan hoşlanıp hoşlanmadığı mı, kadın kıyafetleri giyip giymediğimi ya da kadın parfümü kullanıp kullanmadığı mı sordular” ifadelerine yer verildi.

“TÜRK ORDUSU KADIN ELBİSELİ BİR FOTOĞRAF İSTEDİ”

Daha sonra aynı gençten “kadın gibi giyinerek çektirdiği bir fotoğrafının” istendiğini belirten BBC, gencin, “Bu talebi reddettim. Ancak kabul ettikleri başka bir öneri sundum” sözlerini yansıtarak gencin, Türk ordusuna başka bir erkekle öpüştüğü bir fotoğrafını verdiğini kaydetti. Gencin kendisine homoseksüel olduğunu açıklayan “Pembe Tezkere” verilmesini umut ettiği iddiasında bulunan BBC, “Yıllar geçtikçe gay hayatı Türkiye’nin büyük şehirlerinde daha görünür olmaya başladı. İstanbul’da gay müşteriler için kafe ve kulüpler açılıyor ve Müslüman dünyasında tek olan, geçen yaz düzenlenen ‘Gay Gurur Yürüyüşü’ne şimdiye kadar en geniş katılım sağlandı” diye yazarak şöyle devam etti:

Ancak Türkiye’de homoseksüellere karşı özel bir yasa olmasa da, gay olduğunu saklamayanlar orduda hoş karşılanmıyor. Aynı zamanda askerlik hizmetinden kaçınmak için homoseksüel olduklarını kanıtlamak zorundalar.”

BBC, “Gökhan” adını verdikleri başka bir gencin ise, kendisinden “açık bir şekilde bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği yüzlerin belirgin olduğu bir fotoğraf istendiği ve fotoğrafta kendisinin pasif partner olarak görünmek zorunda olduğu” sözlerine yer verdi. Haberde, Gökhan’ın sunduğu fotoğrafların doktorlar tarafından tatmin edici bulunduğu ve Gökhan’a “Pembe Teskere” verildiği ve Gökhan’ın askeri hizmetten muaf tutulduğu belirtildi.

“GAY ERKEKLER DİSİPLİN PROBLEMLERİ YARATIYOR”

BBC, Türk Ordusu’nun röportaj teklifini reddettiğini ancak Emekli General Armağan Kuloğlu’nun yorum yapmayı kabul ederek, ordudaki açık homoseksüel erkeklerin “disiplin problemleri” yaratacağı, aynı zamanda ayrı yatakhane, duş, eğitim alanlarının ayrı olmasını gerekli kılacağını söylediğini ileri sürdü. ABD ordusunda son zamanlarda vazgeçilen “sormuyoruz sende söylemiyorsun” politikasının bir yansıması olarak, eğer erkekler homoseksüel olduklarını saklarlarsa askerlik görevlerini yapabileceklerini söyleyen Kuloğlu’nun, “Ancak biri gelip de gay olduğunu söylediğinde ordunun bu kişinin gerçekten gay olduğundan ve zorunlu askerlikten kaçmak için yalan söylemediğinden emin olması gerekiyor” dediği belirtildi.

Haberde, Türk ordusu hastanelerinin hala Amerikan Psikiyatri Derneği’nin 1968′den kalma belgelerini kendilerine rehber alarak homoseksüelliği bir hastalık olarak tanımladığı iddiasında bulunularak şu görüşleri ileri sürdü:

“Türkiye’de bazı kişiler kızgınlıkla gaylarin aslında şanslı olduğunu söylüyor. Askerlik hizmetini yapmamak için en azından bir seçenekleri var. Aylarını kışlalarda harcamak zorunda değiller ya da Kürt militanlarına karşı savaşmayla karşı karşıya kalmayacaklar. Ancak, gay olduğunu saklamayan erkekler için hayat kolay olmaktan çok uzak olabilir. Türkiye’de iş başvurularında askerlik görevi sorusu çok olağan.”

Kaynak : güncelhaber

No Comments »

Tuncelililer şerefsiz Aleviler sapık!!!!!!

CHP’li Erdemir, basın toplantısında İnegöl’de bir dershanede çalışan Taylan öğretmenin ‘Alevi olması’ dolayısıyla karşılaştığı sorunları anlattı.

CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, “Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i, eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı şekilde mücadele etmeye, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum” dedi. Erdemir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Taylan öğretmenin, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl’de bir dershanede çalışmak üzere sözleşme imzaladığını, öğretmenin ‘Alevi olması’ dolayasıyla çalıştığı sürece öğretmenler, dershane yöneticilerinin nefret söylemi, ayrımcı davranışlarına maruz kaldığını savundu.

Erdemir, Taylan öğretmenin, yaşadıkları nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet dilekçesi gönderdiğini, müdürlüğün dersane şubesine kınama cezası verdiğini, İnegöl savcılığına yapılan suç duyurusunun ise ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararıyla sonuçlandığını, karara itiraza ise henüz yanıt gelmediğini anlattı.

ÖZÜR VE TAZMİNAT

Dershanenin genel merkezi ve İnegöl şubesinin, olayın basına yansıması nedeniyle öğretmene 5′er bin liralık iki ayrı tazminat davası açtığını belirten Erdemir, dershanenin Taylan öğretmenden özür dilemesi ve tazminat davasını geri çekmesini istedi.

Erdemir, ‘Artık Türkiye’de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i, eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı şekilde mücadele etmeye, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil, eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun’ diye konuştu.

Erdemir, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkaran kanun teklifine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, gelişmiş ülkelerde eğitimin niceliği değil niteliğinin tartışıldığını söyledi. Erdemir, ‘Türkiye’de de gönül isterdi ki eğitimin içeriğini tartışalım. Ama ne yazık ki hiçbir ön hazırlık yapmadan, katılımcı demokrasi adımları atmadan, bir çırpıda eğitim sistemini yaz boz tahtasına çeviriyoruz‘ dedi.

OLAYI TEK TEK ANLATTI

Taylan Öğretmen, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl Kültür Dershanesi’nde çalışmak üzere bir yıllık sözleşme imzalar. Alevi olması nedeniyle çalıştığı süre boyunca gerek öğretmenler gerekse dershane yöneticilerinin nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlarına maruz kalır. Örneğin bir öğretmen kendisine “Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Kürt oldukları için isyan ediyorlar” der. Bir başka öğretmen ise “Alevi ve Şiilerin hepsi sapık” der. Bir müdür yardımcısı ise Taylan Öğretmen’in çok başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını ve diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini belirtir. Biliyorum ki tüm bu yaşananlar nefret söylemini siyasetin bir aracı yapan ve kindar nesil yetiştirme çabası içinde olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan ise mağdur bir öğretmenin hakkını arama sürecinde başına gelenlerdir.

KINAMA VERİLDİ AMA

Taylan Öğretmen, haklarının bilincinde olan her sorumlu yurttaşın yapması gerekeni yapar ve inancı dolayısıyla maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve ötekileştirme nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi gönderir. Yapılan incelemeler sonucunda, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce dershane şubesine ‘KINAMA’ cezası verilir. İnegöl Savcılığı’na yapılan suç duyurusu ise ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı’ kararıyla sonuçlanır. Bu karara 5 Eylül 2011′de yapılan itiraza ise Yalova Ağır Ceza Mahkemesi henüz yanıt vermemiştir.

MAĞDURLAŞTIRMA

Dershanenin Genel Merkezi ve İnegöl Şubesi olayın basına yansımasını gerekçe göstererek Taylan Öğretmen’e 5′er bin liralık iki ayrı tazminat davası açmıştır. Bu tazminat davalarının Taylan Öğretmeni sindirmek ve davadan vazgeçmesini sağlamak amacıyla açılmış olduğu kuşkusu uyanmaktadır. Tazminat davaları, hakkını ve hukukunu meşru yollarla savunan Taylan Öğretmeni sistematik bir mağdurlaştırma süreciyle karşı karşıya bırakmaktadır. “Mağdurlaştırma”, insan hakları literatüründe “bir kişinin ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle yaptığı şikâyet sonucunda kötü bir davranışla karşılaşması veya farklı muamele görmesi” olarak tanımlanmaktadır. Artık Türkiye’de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Toplum olarak takdir etmemiz gereken yürekli yurttaşlar, nefret ve ayrımcılık karşısında susmadıkları için mağdur edilmektedir.

Yaşanan bu ibret verici gelişmeler sonrasında sizlerin huzurunda şu üç davette bulunmak istiyorum.

Kültür Dershanesi Genel Merkezi’ni ve İnegöl şubesini Taylan Öğretmen’den özür dilemeye ve tazminat davalarını geri çekmeye davet ediyorum. Maddi güçlükler içinde bulunan mağdur bir öğretmenin 10.000 lirasını almak bir eğitim kurumuna yakışmaz. Unutmasınlar ki ağlayanın malından kimseye hayır gelmez. Atalarımızın dediği gibi:

“Alma mazlumun ahını, gökten indirir şahini”.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer’i eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmeye ve gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı nefreti ve ayrımcılığı körükleyecek eylem ve söylemlerden uzak durmaya, sekiz yıldır sürüncemede kalan Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu’nu ve Ulusal İnsan Hakları Kurumu’nu hayata geçirmeye ve Nefret Suçları Yasası’nı bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirmeye davet ediyorum.

Nazım’ın da dediği gibi: “Bu davet bizim! Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim!”

 
Hazırlayan: tepki
kaynak: internethaber.com
No Comments »

Maden ocağında yine ölüm

Zonguldak’ta, Türkiye Taşkömürü Kurumunda (TTK) 2009′da 35 bin 291 kişinin katıldığı zorlu mülakatı kazanarak kurayla işe girebilen madenci, göçükte yaşamını yitirdi.
TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü maden ocağının eksi 425 kodunda tavan kısmından kömür ve toprak kayması sonucu göçük meydana geldi. Göçük altında kalan üretim işçisi Sefer Çetin (32), ağır yaralı olarak mesai arkadaşları ve TTK tahlisiye ekiplerince yığınların altından çıkarıldı.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Çetin, müdahaleye rağmen hayatını kaybetti.
TTK Genel Müdürlüğünce, müessese müdürlüklerinden Karadon, Amasra, Üzülmez, Kozlu ve Armutçuk’ta istihdam edilmek üzere açılan 3 bin işçi kadrosu için 2008′in Ekim ve Kasım aylarında 35 bin 291 aday sınava katılmıştı. sınavı mülakatları geçip işe alınmıştı.Evli ve 3 çocuk babası olan çetin morga kaldırılırken olayla ilgili soruşturma başladı.

No Comments »